İZMİR YENİ MÜZİK GÜNLERİ VII, 22-27 Ekim 2026
22-27 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan İzmir Yeni Müzik Günleri’nin yedinci edisyonu, müziğin sınırlarını genişleten farklı üretim ve dinleme biçimlerini bir araya getiriyor. Bu yılın programında solo çello ve elektroniklerden müzik tiyatrosuna, kolektif doğaçlamadan görsel-işitsel çalışmalara uzanan farklı yaklaşımlar, müziğin yalnızca ses üzerinden değil, beden, teknoloji, mekân ve birlikte üretim üzerinden de şekillenen bir deneyim olduğunu ortaya koyuyor.
Programın açılışını yapan Niklas Seidl’ın NOITU LOVE başlıklı konseri, “evolution” sözcüğünün tersten yazılmasıyla oluşan başlığı üzerinden insanlığın gelişimi fikrini sorgularken, geleneksel çalgı pratiğinin sınırlarını beden ve elektroniklerle genişleten bir repertuvar sunuyor. Seidl’ın programında bu yıl, Rolf Riehm, Steven Kazuo Takasugi, Niklas Seidl, Juliana Hodkinson, Jennifer Walshe’nin eserlerinin yanısıra, İzmir Yeni Müzik Günleri’nin ‘Next Generation Series’ programı kapsamında Azra Kaya, Emir Ekberzade, Kaan Selçuk ve Melikşah Alkan’ın eserleri de içeriyor. Bu konser 25 Ekim 2026 tarihinde saat 20.00 da Müziksev’de gerçekleşecek.
27 Ekim 2026 tarihinde ise Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Küçük Salon ardı ardına iki konsere ev sahipliği yapıyor. Katharina Gross’un saat 19.00 daki cellomondo #5 – Everything Always başlıklı programı ise kentsel yaşamın eşzamanlı ses dünyalarından hareketle gürültü, müzik, konuşma ve makine seslerinin aynı anda algılanmasını müzikal ve görsel bir düşünme alanına dönüştürüyor. Programda Kunsu Shim, Peter Jakober, Janco Verduin, Katharina Gross ve Heather Frasch’ın son iki yılda Katharina Gross için yazdıkları eserler yer alıyor.
Festivalin bir diğer eksenini ise kompozisyon ve doğaçlama arasındaki geçirgenlik oluşturuyor. Saat 20.30 da başlayacak olan konserde Timuçin Şahin’in öncülüğündeki Recalibrators, Lawrence “Butch” Morris’in conduction pratiğinden hareketle müziği icra edildiği anda kolektif olarak şekillendirirken, Ali Perret’in katılımıyla bu dönüşken ses evrenine yeni bir boyut ekleniyor.
Festivalde ayrıca 22-24 Ekim 2026 tarihlerinde Niklas Seidl’ın genç bestecilerle gerçekleştireceği atölye çalışması ve 26 Ekim tarihinde besteciler Katharina Gross, Heather Frasch ve Peter Jakober’in saat 14.00-16.00 arasında Müziksev’de verecekleri bir seminer de yer alıyor.


Niklas Seidl
NOITU LOVE
25.10.2026-20.00
Müziksev
NOITU LOVE (İngilizcede evrim anlamına gelen ‘evolution’ kelimesinin tersten yazılmasıyla elde edilen uydurma bir kelime öbeği)
Bir çellist/performans sanatçısı için tasarlanan bu konser, insanlığın teknolojiye olan artan bağımlılığının evrimini müzik aracılığıyla yaratıcı bir biçimde izini sürüyor.
Müzik aletinin keşfiyle başlayıp insan sesinin dahil edilmesine uzanan bu süreçte, aleti/aracı simgeleyen çello, bu evrimin başlangıcında sahnenin merkezinde yer alır. Bir uzantı olarak devreye giren elektronikler, zamanla müzik üretimini tamamen devralır; bu noktada insan varlığı ise yalnızca bir zamanlar var olana dair arşivsel bir hatırat işlevi görür. Ancak bu evrim her yöne doğru gelişebileceğinden, bu konserdeki adımlar tutarlı bir konser yapısı oluşturacak şekilde harmanlanmıştır.
Program
taş-doğaçlaması 1’
-arkaik insanlık aletler üzerinde aktif ses üretimini keşfeder
Juliana Hodkinson, Jounce (2016) viyolonsel için 4’
-bir insan aleti olarak viyolonsel ilk olarak ritmik bir enstrüman olarak keşfedilir
Emir Ekberzade, Conflux (2026 DP) viyolonsel için 8’
– Akustik bir teknoloji olarak scordatura: Bestecinin geçmiş ile günümüz arasındaki keşif dünyasına bir yaklaşım.
Azra Kaya, heterotopia (2026 DP) viyolonsel ve elektronikler için 4’
– …insan beyninin zamanı algılama biçimi ile geçmişi hatırlama biçimi arasındaki bağlantıları taklit eder.
Steven Kazuo Takasugi, Letters from Prison (2009) teyp için 5’
-elektronikler müzik üretimini devralmıştır. insan varlığı yalnızca bir akciğer enfeksiyonu kayıtlarındaki bir iz olarak mevcuttur
Melikşah Alkan, ÖTEYAKADAN TAKAZA Act.0 (2026 DP) minyatür viyolonsel-tiyatrosu 7’
-Fiziksel yokluğa rağmen zihinsel iletişimi sürdürebilme dürtüsü, ölen bir dostla yapılan hayali bir yazışma üzerinden form buluyor.
Niklas Seidl, Malte Eister (2009) viyolonsel ve kasetçalar için 7’
-müzisyen enstrümanı çalmayı öğrenir; önce yeniden üreterek, daha sonra “dil kursu”nun dışına çıkarak
Kaan Selçuk, loops 1 (2026 DP) ud ve elektronikler için 3’
– nam-ı diğer: bir maymun ve bir daktilo için
Jennifer Walshe, That’s a lot of money at the top of a rocket (2024) viyolonsel için 5’
-insan sesi, viyolonselin yanı sıra müziğe giden yolu bulur
Rolf Riehm, Ach, Königin (2005) viyolonsel için 9’
-insan sesi entelektüel enstrümantal müzik tarafından yutulur. Riehm, Mozart’ın Sihirli Flüt’ündeki Gece Kraliçesi’nden teorik kanallar aracılığıyla alıntı yapar
PROGRAM NOTLARI – Genç Besteciler Serisi-VII
Azra Kaya’nın heterotopia adlı yapıtı, Foucault’nun “Başka Mekânlara Dair” metninde yer alan eşzamanlılık ve parçalanma kavramlarına dair kişisel izlenimler taşır. Zamanın uzamsal bir akış olarak açılmasından ziyade, noktaların ve ağların kesişimlerine dönüşmesi fikrini somutlaştırır. Yapıt; yakını ve uzağı, şimdiyi ve geçmişi yan yana getirerek eşzamanlı bir deneyimi önceler. Çatlaklar ve parçalanmalar, gündelik mekânların bireyin benlik algısı içinde yarattığı çatışmayı temsil eder.
Melikşah Alkan’ın ÖTEYAKADAN TAKAZA Act.0 adlı yapıtı, Ferit Edgü’nün Orhan Duru: Ölmeden Önce – Öldükten Sonra metninin ortaya çıkışına odaklanan bir müzik tiyatrosu çalışmasıdır. Sahnede, Edgü’nün metni yazdığı ve sözcüklerin henüz biçimini tam olarak bulamadığı eşik canlandırılır. Ses, sözcük ve beden; hafıza ile yokluk arasındaki boşluğu giderek doldurur. Bu sürecin omurgasını tekil bir enstrüman oluşturur. Enstrümandan doğan döngüsel motifler, elektronikler tarafından parçalanıp genişletilerek kendi zamanını yaratır. Duyulan her tını hecelere sızıp dilin oluşumuna karışırken; yazılan, duyulan ve hayal edilen iç içe geçer. Act.0, geleneksel anlamda anlatısal bir sahne olmaktan ziyade, metnin bizzat ortaya çıkışının ses yoluyla izini süren bir yapıdır. Yazma eylemini salt bir düşüncenin aktarımı olarak değil, eksik bir figürün fiziksel biçim kazandığı bir süreç olarak sahneler. Bu özel performansta tüm bu süreç, bir viyolonselin gövdesi üzerinden aktarılır.
Emir Ekberzade’nin Conflux adlı yapıtı, başlığının da ima ettiği gibi, viyolonselin telleri üzerindeki seslerin tek bir akışın iki kaynağı gibi, glissando ile akan ve daha sonra birleşen iki nehir gibi bir araya geldiği, karıştığı ve kaynaştığı bir yapı sunar. Bu buluşma zaman zaman yarım tonluk aralıklarla ve özellikle çeyrek tonlar olmak üzere yarım tondan daha küçük aralıklarla engellenir. Yapıt, skordatura (scordatura) yoluyla 4. ve 2. tellerin yarım ton pestleştirilmesini talep ederek yeni bir akort düzeni kurar. Böylece merkezinde bir triton ve uçlarında küçük altılılar barındıran 8–6–8 yarım tonluk yeni bir ses sistemi oluşturarak yeni bir armonik ve tınısal evren doğurur. Müziğin iki ana karakteri bazen birbirinden tamamen ayrılır, bazen de birbirine dönüşür. Bu durum benim için, sakin akan bir nehrin hızlı akan bir nehre dönüşmesi ve bunun tersi metaforunu çağrıştırır. Yapıt, Niklas Seidl için İzmir’de prömiyer yapmak üzere Eylül/Ekim 2026’da Ankara ve İzmir’de yaklaşık bir aylık yoğun bir çalışma sürecinde yazılmıştır.
Kaan Selçuk’un The Loops (Döngüler) serisi, bir akustik enstrüman icracısı ile bir canlı elektronik icracısının doğaçlamaları yoluyla icra edilen, özlü fakat girift tekil bir malzeme etrafında odaklanan yapıtlardan oluşur. Niklas Seidl için bestelenen serinin ilk yapıtı, birincil malzeme olarak Safiyüddin Urmevî’nin ud perde bağlama düzeninden (dastgāh) ve 17 tonlu ses sistemi modelinden esinlenen bir kalıbı temel alır. Her bir kalıp özünde sonsuza kadar sürebilecek olsa da, yansıması her zaman öngörülebilir değildir ve çarpıcı tezatlar doğurabilir. Loops’ta bu öngörülemezlik, kalıbın kendi karmaşıklığından değil, elektronikleri yöneten icracı ile enstrüman icracısı arasındaki keyfi ya da iletişimsel dinamiklerden kaynaklanır. Bu ikilik, evrimin olasılıksal mekanizması karşısında insanlığın kolektif bilincinin rolünü sorgular.

Katharina Gross
cellomondo #5 – Everything Always
27.10.2026-19.00
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi-Küçük Salon
Katharina Gross – viyolonsel
Peter Jakober – live electronics
Heather Frasch – live electronics
cellomondo #5 Hakkında:
Gross’un cellomondo #5 – Everything Always adlı yeni edisyonu, eşzamanlı algının büyüleyici fenomenini ele alıyor. Kentsel ses manzaralarında bu durum genellikle gürültüyü, müziği, konuşmayı ve makine seslerini paralel olarak—çoğu zaman bilinçsizce, her zaman parçalı olarak—algılamak anlamına geliyor. Bu eşzamanlılık bir ayrışma yaratırken, aynı zamanda düşünüm için bir tınlama alanı oluşturuyor.
“Beyaz gürültü seslerin bütünüdür; akustik temsilinde ‘her şey her zaman’dır,” der Avusturyalı besteci Peter Ablinger. “Tüm renkleri içeren beyaz ışığa benzer şekilde beyaz gürültü tüm frekansları ve—şiirsel bir deyişle—tüm müziği barındırır. Dahası ‘Rauschen’ fikri boş değildir: okyanus vardır, rüzgârdaki ağaçların uğultusu vardır. Sessizlik ile ‘Rauschen’ arasındaki fark, ona maruz kaldığımız zaman, onu ‘dinlediğimiz’ zaman netleşir.”
Program
Katharina Gross, Der Spiegel sinkt. (2025/26) viyolonsel, elektronikler ve görseller için; Norveçli yazar Marte Huke’nin Delta adlı şiir kitabından esinlenmiştir
Peter Jakober, Fehl (2026) viyolonsel ve canlı elektronikler için; muazzam Katharina Gross’a ithaf edilmiştir
Kunsu Shim (KR/DE), Wenn ein Glückliches fällt (2025) viyolonsel için-Katharina Gross’a dostlukla ithaf edilmiştir
Heather Frasch, Shivers (2026) Viyolonsel ve Canlı Elektronikler için Bu yapıtın kendisine yazıldığı Katharina Gross ile iş birliği içinde geliştirilmiştir.
Janco Verduin, Vergrößerung (2026) amplifike edilmiş viyolonsel için Katharina Gross – viyolonsel Peter Jakober – canlı elektronikler Heather Frasch – canlı elektronikler
PROGRAM NOTLARI
Katharina Gross’un Der Spiegel sinkt isimli eseri Trondheim’daki bir sanatçı rezidansı sırasında Norveçli şair Marte Huke’nin Delta adlı şiir kitabından esinlenerek ortaya çıkan görsel-işitsel bir yapıttır. Huke’nin şiirleri, bir yandan coğrafi manzaraları, diğer yandan ise insanların içindeki ve arasındaki doğa güçlerini ele alır. Yapıt, tekrar, ortaya çıkış ve kaybolma dinamiklerini yansıtır; viyolonsel ve viola da gamba seslerini, su damlaları, akan su, kırılan dalgalar, sessizlik ve Huke’nin şiirleriyle bir araya getirir. Su, manzara, insan bedeni ve sözcüklerden oluşan videolar, izleyiciyi bakmaya, düşünmeye ve eyleme davet eden sonsuz bir manzara yolculuğu yaratır.
Peter Jakober, viyolonsel ve canlı elektronikler için yazdığı yeni yapıtı Fehl‘de mükemmellik ile kusur arasındaki gerilimi inceler. Bu rezidans programı kapsamında “bir nitelik olarak kusur”u ve bunun kompozisyonel ve tınısal gerçekleşmesini araştırır. Viyolonselci, önceden kaydedilmiş malzemeyi tam olarak taklit etmeye ve yeniden inşa etmeye çalışır. Ancak bu niyet, canlı performansın insani boyutu nedeniyle “başarısızlığa uğrar”; zira viyolonsel icrasında ve tınısında küçük sapmalar ve dirençler baş gösterir. Hassas biçimde kurgulanmış ve düzenlenmiş “klik” ve “teyp” malzemeleri, böylece minimal kusurlar aracılığıyla farklı, daha “insani” bir ses üreten canlı viyolonselci ile karşıtlık içine girer.
Heather Frasch’ın viyolonsel ve canlı elektronikler için yazdığı Shivers adlı yapıtı; karmaşık tınıların üretimi, deneysel nota yazım sistemlerinin kullanımı ve elektronikteki kararsız tasarım aracılığıyla kırılganlık ve durgunluk kavramlarını araştırır. Frasch, belirli sanatsal fikirleri aktarmak amacıyla performans düzeneklerini özelleştirerek, kırılganlığı öne çıkaran ve mikro-hareketliliği vurgulayan duyarlı ses yapıtları meydana getirir. Akusmatik müzik pratiklerinin bedensizleşmesinden etkilenerek, sesin yeniden bedenleşmesini ve insanlar ile teknolojik nesneleri arasındaki yakınlığı araştırır.
Janco Verduin; teknolojiyi, bilimi ve sanatı harmanlayarak sistemleri, algıyı ve karmaşık ses manzaralarını araştıran Hollandalı bir bestecidir. Amplifike edilmiş viyolonsel için yazdığı yeni yapıtı Vergrößerung, dinleyiciyi aşina olunan seslerden bilinmeyen bir mikrokozmosa doğru adım adım ilerleyen içsel bir yolculuğa çıkarır.
Viyolonselin dinamik erimi sıkıştırılıp güçlendirilerek, normalde konser salonu akustiğinde kaybolup giden ince sesler ana malzeme haline gelir: arşenin tele sürtünmesi, zar zor dokunulan bir sesin nefesi ve enstrümanın kendi dokusu. Sonuç, bir makro fotoğraf gibi odağa getirilen mikro-sesler ve gizli ayrıntılar dünyasıdır. Kunsu Shim; fotoğraf ve enstalasyon sanatında da çalışan bir besteci ve performans sanatçısıdır. Müzikal dili kaos ve düzen, rastlantı ve nedensellik, pürüzsüz ve pürüzlü ile “ben ve sen (BİZ)” gibi karşıtlıkları inceler. Yapıtlarını, mistisizmden uzak, dış dünyanın bir tefekkürü olarak değerlendirir.
Fluxus esintili performansları, şeyleri daha az görünür ve bu nedenle anlaşılmaz kılmayı hedefler. Viyolonsel solosu Wenn ein Glückliches fällt, herhangi bir telde mümkün olan en tiz noktada çalınan herhangi bir sesle başlar. Başlık, Rainer Maria Rilke’nin Duino Ağıtları’nın son dört dizesinden gelir.

Timuçin Şahin-Recalibrators ve Ali Perret
27.10.2026-19.00
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi-Küçük Salon
Recalibrators; gitarist ve besteci Timuçin Şahin öncülüğünde, Lawrence “Butch” Morris’in mirası ve gerçek zamanlı kolektif kompozisyon pratiği temelinde kurulan bir iletim (conduction) topluluğudur.
Açık yapılar ve anlık müzikal kararlar aracılığıyla topluluk, beste ile doğaçlama arasında hareket ederek müziği icra edildikçe kolektif olarak şekillendirir. Oda müziği duyarlılığı ve kökleri Afro-Amerikan müzik geleneklerine uzanan akış hissi, topluluğun müzikal dilinin iki temel unsurudur.
SEMİNER:


